RSS

Ve son.

30 Eki

Seyahatimin beş haftalık kısmını oluşturan Rusya hakkında genel yorumlar yapmak istemiştim, biraz gecikti ama affola. Buyrunuz efendim…

Mümkün olduğunca gezi sırasında almış olduğum notlari dogrudan buraya tasidim; kendi düşüncelerimle beraber özellikle konuştuğum Rusların da yaptıkları yorumları göz önünde bulundurdum ve şöyle bir liste çıktı ortaya :

Rusya’yla ilgili neleri sevdim ?

  • Her yaştan, fakir zengin hemen hemen herkesin sanat değer verisini, her şeyden çok sanatçılarıyla övünmelerini,
  • Eğitim ve sağlık sistemlerinin görece oldukça gelişmiş ve eşitlikçi yapıda oluşunu,
  • « Sonsuz seçenekler ülkesi » olan Rusya’nın o seçenekleri « henüz » değerlendirememiş olanlara bile verdiği umudu (Yolda tanistigim birinin bana dedigi gibi « burada bir hiç de olabilirsin, hiçten çıkıp bir ‘sey’ de »)
  • Yaklaşık yirmi yıl önce komünizm yıkıldığında dünyanın ne yoksul ülkelerinden biri olan Rusya’nın şimdi en fakir bölgelerinde bile yaşama standartlarının büyük ölçüde yükseltmiş olduğu  gerçeğini ve bu kadar kısa bir sürede dünyanın en büyük politik-ekonomik güçlerinden bir hâline gelişini (bu hızlı gelişmenin tüm « ama » larına rağmen…)
  • Çokulusluluk kavramının çok büyük bir oranda gerçek anlamda ne asimilasyon ne de ayrışma-çatışma uçlarına kaymadan Rusya’nın hemen hemen her köşesinde yaşıyor olmasıni. Buryatya’da yaşayan bir Slav’ın ya da bir Buryat’ın ötekini tolere etmekten öte onun hikayesini, yaşayışını, kimliğini kendiyle ilişkilendirmesi ve yüceltmesini,
  • Her ne kadar bir asır olmadan sonu gelmiş olsa da komünizm gibi bir ütopyayı denemek cesaretini, ekonomik düzene, Çarlığa, savaşlara, doğru-yanlış, saçma ya da mantıklı, karşı durabilme gücünü. (« komünizm » belki doğru cevap değildi ama « eşitlik » ve « hak »tan yola çıkan değişimlerin de mümkün olduğuna dair bana verdiği umudu)
  • Yirminci yüzyıl boyunca hemen hemen bütün ülkeler Batı teknolojisini ihraç ederek ekonomilerini büyütür ve gelişirken, Rusların bunu yerli teknolojileriyle yapmalarıni, yine sanatla ilgili ilk dediklerimle de birleştirirsek « üretmeleri »ni,
  • Böyle büyük bir coğrafyada (herhangi) bir politik düzeni yaşatabilmelerini.

Ve neleri sevmedim ?

  • Benim yabancı gözlerimden bile kaçmayan bir yolsuzluk, yolsuzluk, yolsuzluk.
  • Halkın yonetim uzerinde hak sahibi olduguna inanmayışıni, politik degerlendirmelerde ekonomik koşullarının ön plana çıkışıni, temsil edilme arayışından çok “ülke iyi yönetilsin de” mantığıni.
  • Güvensizlik. Eğer birini tanımıyorsan, o muhtemelen tehlikelidir, kötüdür paranoyasıni.
  • Bircok Rus’un kendini küçük, kuralları, devleti, gücü olanı oldugundan da çok büyük görüsünü.
  •  Çarlık ve komünist dönemi altında özgürlüklerini « içeride », düşünce ve duygularında bulan insanların şimdi komünist-sonrası dönemde bu hümanist değerleri yavaş yavaş kaybediyor oluşlarıni, insanların eylemlerinin  diger insanlar ve doga icin dogurabilecegi muhtemel olumsuz sonuçlarla gitgide daha az ilgileniyor oluslarini.
  • Şehirlere gelince farklı etnik köken ve dinler arasındaki inanilmaz uyumun belirgin bicimde azalmasıni
  • Moskova, St. Petersburg ve Rusya’nın geriye kalani arasındaki buyuk farkliliklari. Ciddi bir elit, eğitimli kesim ve diğerleri ayrımıni.
 
Leave a comment

Posted by Ekim 30, 2011 in MATRUŞKA

 

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.